Kişisel Görüş ve Düşünceleriniz

75 Yorum
Kişisel görüş ve düşünceleriniz adlı önceki sayfada çok fazla yorum birikmesi sebebiyle, son yorumlara ulaşmak biraz zor oluyordu. Bu sebeple, yeni bir başlık açmış bulunuyorum. Bu açılan, 4. 'kişisel görüşleriniz ve düşünceleriniz' başlığıdır. Önceki ilk üçü arşiv mahiyetinde blogda durmaktadır, onlara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Önceki başlıklarda bulunan uyarılar aynen geçerlidir.

Bu başlık altında (yorum gönder kısmında) belirtmek istediğiniz kişisel görüşlerinizi veya düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz. Bunun yanı sıra değinilmesini istediğinizin bir konuyu belirtip veya aklınıza takılan ya da benim aklıma takılması gereken bir soruyu sorabilirsiniz. Kısacası diğer bölümlerden bağımsız bir çeşit iletişim olanağı sağlayan bir başlık olarak görebilirsiniz bu başlığı.
Blog içerisinde görünmesini istemediğiniz görüş ve düşüncelerinizi bana iletmek isterseniz tanrivarmi@gmail.com adresini kullanabilirsiniz. Ancak temennim, bu başlık altında görüş ve düşüncelerin belirtilmesidir, zira bu şekilde, sizinle aynı görüş ve düşüncede olanlara ulaşma olanağı artmaktadır. Ayrıca mail adresinin dini savunmak üzere tartışma amaçlı kullanılmaması rica olunur.

Bunların dışında üç ayrı hatırlatma ve önermeyi de tekrarlamak isterim.

İlk olarakyorum yaparken bir "ad, rumuz veya nick" seçilmesi rica olunur. Tamamen karışıklığı önleme amaçlıdır; özellikle devamlı olarak blogda yorum yapanların böyle bir kullanıcı adı seçmeleri, iletişimin sürekli olmasına da fayda sağlayacaktır.

İkinci olarak, her yoruma ayrı ayrı yanıt verebilme seçeneği bulunmaktadır. Normal koşullarda tüm yorumlar sırasıyla alt alta görünmekteyken, direkt olarak hangi yoruma cevap vermek istiyorsanız, o yorumun altındaki "Yanıtla" seçeneğine tıkladıktan sonra (ve üst paragraftaki ricayla birlikte, bir kullanıcı adı belirledikten sonra) yorumunuzu bırakabilirsiniz ve böylece cevap vermek istediğiniz yoruma karşı düşüncenizi belirtmiş olursunuz. Bu şekilde daha düzenli ve sağlıklı bir sohbet sürdürülebileceği kanısındayım.

Son olarak, blog içerisinde yorum yazdığınız herhangi bir başlığa başka biri yorum yaptığında haberdar olmak isterseniz, yorum formunun (yorumunuzu yazdığınız alttaki pencere) sağ altında bulunan "Beni bilgilendir" yazısının önündeki alana tik atabilirsiniz. Bunun için bir Google hesabınızın olması gerekmektedir. Ayrıca istediğiniz zaman, yine aynı yerde bulunan (ama yalnızca abone olduktan sonra görünen) "Aboneliği iptal et" linkine tıklayarak yorum aboneliğinizi iptal edebilirsiniz.

75 yorum:

  1. filapi:
    Keskin zekâyla tarihin geçişlerini çözümlemiş biri, geleceğin belirsizlikleri karşısında suskun kalmaya mahkûmdur. Dünün yaşantıları bu güne ayna tutması söz konusu olamaz. Çünkü tarih yazılıp çizildiği gibi gerçeklik taşımaz; bu günkü durumumuzda aynıdır bu nedenle. Peki, yarının şimdisini nasıl yönlendireceğiz? Bu büyük bir sorundur, geçmişi tam olarak bilemediğimiz için ve sorunlarında çözümsüz bırakmaktadır. Zamanı nerede donduracağımız teknik olarak mümkün görünse de, bunu ortaya koymak hevessizliğimiz kişisel değildir oysa. Bulduğumuz yaşamı değiştirmek tarihsel süreci geri çevirmekle olabilir ancak. Yeni bir tarih yazılması mümkündür, çağın gereklikleri çok önceden var olduğu gibi şu anda da mevcuttur. Sorun bunu ne tür kaldıraçlarla ortaya koyup yön vermektir. Evrensel olabildiği gibi Dünyasal da olabilir. Evrenselden kastettiğim zaman kavramının soyutluğunun bilinememesi üzerine metafizik bilgi öğrenimlerin kaçınıp, bunu olabileceği var sayılan keskinlikleri sonraki çağlara bırakıp, şimdiki Dünyasal edimlerden fayda sağlamak için. Bu zaman dilimine kadar oluşturulmuş her türlü yapı sanatsal büyüklükleri gözlemlenen sırları açığa çıkarmak, insan hayatının uğraşları içersine alınmalı ve bunu teknik imkânlarla tüm dünya birliği adına yeni din yaratılmalıdır.
    “Tüm savaşların temelinde din vardır.”
    Savaşı evrensel olgu olarak ele almak lazım gelir. Belki o zaman dünya savaşların yönü evrensel yalnızlığımızı kabul eder. Büyük yaratım bunu gerekli kılar, çağın geçişleri hızlanır, bu günkü savaşların temeli metafiziksel dinlerden oluşmuştur. Göz ucuyla bakındığınız az farkındalıkla bile gördüklerimiz dualarla kabul edilecek var olan durumu değiştirecek din ya da var olanlara inandığımız değildir.
    İnançlar var oluşları bakımından zihne bağlıdır, doğrulukları ya da yanlışlıkları açısından zihne bağlı değillerdir. Kendimiz için ne düşünüyorsak bunu yanlış ya da doğru yapmamız evrensel gerekliklerinden değildir, yani metafiziksel zihinsel yapımız kuşkuludur ve gerçeklik taşımazlar. Dünyanın bu günkü durumuna tüm ülkeler bakma olasılığı bu çağda azdır ve olası durum devam edecektir. Benim çizmeye çalıştığım yön bakış açımı size sunmaktır, gerisi size kalmıştır artık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tüm sevişlerin/barışların temelinde de Din vardır.

      Sil
  2. Br şeyi merak ediyorum.

    Bu Din dışı inançsız siteleri, forumları, blogları ünlülerden (yazar olur sanatçı olur birşey olur) izleyen okuyan katılan vs. oluyor mudur?

    Bu merak öyle sandığınız merak değil. Bir durum üzerine afam karıştı, o yüzden.

    Not: Bu soru bence kafanıza baya bi takılsın.

    YanıtlaSil
  3. Insan evrimi ne zaman sona erip uç noktasını bulacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Adsız,

      Çok açık bir biçimde, böyle bir soruya şu an cevap vermenin mümkün olmadığını söylemeliyim.

      Ancak şunu da ifade etmeliyim ki, evrim bir sonuca varmaya çalışan ok değildir ve sadece ileriye doğru yol almaz. Hayatta kalmayı başaran organizmanın o durumdaki çevre koşullarına uyum sağlamasıyla ve üremesiyle (çoğalmasıyla) ilgili bir süreçtir evrim. Dolayısıyla, nihai bir son varmış ve herhangi bir tür buna ulaşınca ötesine geçmeyecektir gibi bir düşünce doğru değil.

      Elbette ki, beyin yapısının tahayyül edemeyeceğimiz bir seviyede evrim geçirip, şimdiki insanlık mantığının ötesinde gerçekler keşfedebilecek yapıya ulaşması durumunda ve bunun akabinde şimdiki bilimsel öngörülerimizden daha farklı öngörülerin olduğu bir ortamda bu soru farklı bir anlam kazanır, ama şimdilik böylesi bir evrimsel sıçrama ancak bilim kurgunun konusu olabilir.

      Saygılarımla.

      Sil
    2. danışım denişim dınışım dinişim donuşum dönüşüm dunuşum dünüşüm
      yada
      danışım denişim dınışım dinişim dunuşum dünüşüm donuşum dönüşüm

      Çalışıyorum. Tamamlayabilir. bişey bulabilirsem yazarım.

      Amaç sade. anlaşılır. kısaca. özce evrimi anlatmak.

      Evrim karmaşık bir konu değil. Hiç bir konu, hiç bir şey karmaşık değil.

      Karmaşalaştıran, karmaşalaştırıcılar.

      Sil
    3. Bilimkurgu demisken, insanlari hizli bir evrimlesme politikasiyla evrimlestirip, en insancil insani yaratip, olumlerin, egonun, paranin, silahlarin, fiziksel ve psikolojik hicbir baskinin olmadi bir dunya yaratabiliriz aslinda. Yani tektip insan turu ve huzurlu sakin bir hayat.

      Sil
  4. http://www.evrese.bel.tr/

    Evreş, evreşe, evreşim, evreşem, evrişim türerde türer.

    Bazılarımız bazılarımızın evreşeni. Eşevrim. Aynı koldan evrilme. Acaba bu evreşe isminin bununla alakası olabilir mi

    YanıtlaSil
  5. Sadece kelimeleri anlatmak için yazıyorum.

    aşevrim, eşevrm, işevrim, üşevrim………..

    Burada bir evre iki evre üç evre………. diye birşey çıkacak galiba.

    Kimimiz iki evre kimimiz altı evre. Kimi çiçek üç evre kimi çiçek yedi evre.

    YanıtlaSil
  6. Bu aş eş iş…. sayıda olabilir başka anlamda olabilir.

    Aynıevrim, ayrıevrim, aykıevrim…….
    yada
    aynıvrim, eynievrim, iynievrim…….
    yada
    besinevrim, malzeme evrim, canlı evrim, cansızevrim..

    YanıtlaSil
  7. nasıl agnostik olunur.

    YanıtlaSil
  8. din daha çok ateizmden mi, agnostisizmden mi korkar.

    YanıtlaSil
  9. hangi vakitte/saatte “sabah, öğle, ikindi...” dinden çıktınız.

    YanıtlaSil
  10. hayvan sever dernek değil hayvan savar dernek. sokaklara köpekleri salıp/doldurup birbirine kavga ettirmekten, insanı uyutmamaktan, gürültü kirliliğinden, çevre kirliliğinden, insana korku vermekten, çoluk çocuğu kişilik bozukluğuna götürmekten…. başka bişey yapmıyonuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yol ortasında, kaldırımda köpek. bazen neredeyse üstüne basacam farkında olmadan. hayvan kaldırıma yayılmış, kenardan kenardan yürüyoz. yada tamamen kaplamış, yola inip sonra tekrar kaldırıma çıkıyoz.

      geliyo arabanın lastiğine işiyo, sıçıyo. bi silkeleniyo ne varsa üstünde size geliyo. insanlar kaçıyo, kaçarken düşüyo, çarpışıyo filan.

      Sil
    2. bide reklam yapıyonuz, sokak hayvanlarına kapınızı açın filan. sen niye açmıyonda ben açıyom. sen onları bana sav/yolla sen yat yattığın yerden bana emir ver.

      bi mamaya bilmem kaç para istiyon. ben okadar parayla iki gün doyuyom. iyi iş. hayvan sever adıyla gelsin paralar. ölmüş hayvan üzerinden para kazan. köşeyi dön. adına hayvan sever desinler.

      Sil
    3. millet peynir yiyecek para bulamıyo, peynir değil et isteyen hayvana et verecek. dalgamı geçiyon, kafanmı güzel bilmiyom.

      Sil
    4. bak hala köpekler havlıyo dışarda. ordan burdan toplanmışlar belki 8-10 tane birden havlıyo. çekip vursa biri ceza verin diye bas bas bağırırsın. vuranı lanetlersin. lanet kurumsuz ama insanı lanet gösterirsin.

      bu hayvanlar sizin belanızı versin. hatta selanızı versin.

      Sil
    5. "lanet kurumsun ama insanı lanet gösterirsin."

      Sil
    6. şimdide ezan okunuyo. bide bu havlama var tabi. bi tanede değil oda 8-10 tane. rahat yok şu dünyada.

      Sil
    7. havlamayı yanlış kullandım, lahlama demek doğru olur.

      Sil
  11. Merhaba. Dini sorgulamaya başlayalı neredeyse yarım sene oldu, ve abartmadan söylüyorum, uyanık olduğum her an kafamda aynı sorular var. Düşünüyorum, okuyorum, yeri geliyor yorumlarını beğendiğim ilahiyatçılarla, yeri geliyor bu ve benzeri sitedekilerle konuşuyorum, ve hala işin içinden çıkabilmiş değilim.
    Size durumumu özetleyeyim: Deist bir tanrıya inanmam mümkün değil. Çünkü eğer Tanrı varsa ama bize kendini bir şekilde anlatmamışsa ve bizi tekrar diriltmeyecekse, varlığı veya yokluğu beni pek ilgilendirmiyor. Yani ya bir Tanrı var ve bize mesajlar yollamış, ya da yok.. sonucuna varıyorum burdan. Ve şu sıralar, kendim her ne kadar aksinin doğrulu olmasını istesem de, Tanrı'nın olmama ihtimali daha yüksek geliyor bana.
    Kafama takılan mesele şu: Eğer Tanrı yoksa, bu bir süre yaşayacağız ve ölünce her şey bitecek demektir. Yani yaşarken ne yaparsak yapalım, istersek dünyaya barış getirelim, arkamızda çok kalıcı bir iz bırakalım, çok iyi bir insan olalım, çok güzel bir hayat yaşayalım, bir gün gelecek ve bunların hepsi bitmiş olacak. Her şey çok anlamsız gözükmüyor mu? Çok korkunç değil mi bu? Acı ama gerçek, diyebilirsiniz tabii. Ama mesele gerçek olup olmadığı değil şu an. Bir ateist her şeyin biteceğini bile bile kendini nasıl yaşamak için motive edebilir? Bilime sığınır, iyi şeyler yapmaya çalışır.. açıkcası bunlar bana pek bir şey ifade etmiyor. Eğer bir gün Tanrı'nın olmadığından %100 emin olursam, yaşamak için hiçbir sebebim kalmaz zannedersem. O yüzden "Tanrım, umarım varsındır ve umarım kendini bana inandırırsın" diyorum.
    Her neyse, yazıyı yazmamdaki sebep şunu sormaktı: Tanrı'yı (ya da en azından O'nun olma ihtimali olan dinleri) kabul etmeyen insanlar olarak, yaşamak, bir şeyler yapmak için kendinizi nasıl motive ediyorsunuz?
    Cevabınız için şimdiden teşekkürler, iyi akşamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Adsız,

      Ateizm ile nihilizm bazen birbiriyle temas edebilir. Özellikle dindar bir yapıdan dinsiz bir yapıya geçilirken bu pek sıklıkla gözlenir ve genel bir depresyon veya karamsarlık olarak kendini gösterir.

      Bunun temel sebebi, doğduğu andan itibaren "öteki dünya" ve "ilahi hakikat" gibi dünya-ötesi inanışlarla bombalanan zihnin kendisi için tatmin edici bulduğu ve güven veren zeminden kaymasıdır.

      Daha açık bir anlatımla, uzun yıllardan beri dünya-ötesi bir gerçeğe dayanarak hayatını şekillendiren kimse, bir gün bunların yıkılmaya başladığını görünce, en az onlar kadar sahici sebepler arayabilir. Hiç kuşkusuz, saf haliyle bu dünya, dinlerin sunduğu "kurtuluşu" bizlere sunmaz ve dolayısıyla boşluğa düşmek olağan hale gelir.

      İşte tam bu noktada, ateizm ile nihilizm kesişir. Kişinin genel karamsar kişiliği de bunda etkili olur. Şayet kişi boğucu düşüncelere meyilli biriyse hiçbir şeyin anlamı olmadığı düşüncesine daha kolay kapılır ve sürekli "her şeyin sonu varsa anlamı da yoktur" gibi fikirlerle yaşam motivasyonu bulmakta güçlenir.

      Öldükten sonra hiç olacaksak, bir tanrı ruhlarımızı kurtarmayacak veya cezalandırmayacaksa yaşamanın anlamı ne?

      Çok zor bir soru aslında bu. Bir blog yorumunda hayatın anlamını açıklığa kavuşturamayız, ancak sadece bu düşüncelere iten dinamikleri sorgulamayı önerebilirim.

      Dinden dinsizliğe geçişin yarattığı boşluk ve insanın kendi karakter yapısı... Bu ikisi bazen sizdeki gibi sonuçlar doğurabilir.

      Bu bakımdan, bizlerin yaşam motivasyonunun sizi tatmin edememesi gayet olağan. Zaten aslına bakılırsa, dinlerin sunduğu gibi bir kurtuluş da sunmamız mümkün değil. Misal, bir doğa yürüyüşünde veya okunan bir kitapta, izlenen bir filmin sonunda ya da arkadaşlarla bir sohbette çeşitli motivasyonlar bulunabilir.

      Sizi neyin mutlu edeceğini kestirmeniz ve şayet içinizden geliyorsa ona doğru yönelmeniz gerekiyor. Ancak sizi mutlu eden bir şey yoksa hayatta, o zaman bu dediğim de geçersiz olur.

      Son olarak, "mutlu etse bile, onun bile sonu olacağını düşünerek huzursuz oluyorum" gibi bir şeyler söyleyebilirsiniz. Hakkınız da var buna. Doğrusu, en mutlu olduğunuz veya en mutsuz olduğunuz an da geçip gidecek ve bitecek. Bunu engelleyemeyiz, hayatınızı dondurup sonsuza dek var olmanızı sağlayamayız.

      Zamanla bu düşünceleriniz tamamıyla geçmese bile büyük ölçüde azalacaktır. Yaşamı bir şekilde çekilir hale getirmek için beyninizin uygun hamleler yapacağına dair inancım tam. :)

      Saygılarımla.

      Sil
    2. doğal/doğru ölüm mü var, yanal/yanlış ölüm mü var

      “ölüm sebebi” diye bi şey olur mu

      önce bu soruyu cevaplamak lazım

      hastalıktan ölüm, doğal mı cinayet mi

      kazadır o dur budur tüm ölümler, doğal mı cinayet mi

      eğer cinayetse, hayata anlam durumu değişir, öte taraf durumu değişir

      tanrı zehirli çorbayı içirmiş ölmüşsün, öbür tarafta sana daha iyi çorba varmış = din = hayatın anlamıymış

      Sil
    3. tanrı kabul etmek yada reddetmek diye bi şey yok
      hiç bi alanda kabul/ret olmaz
      böyle şey olmaz

      her defasında aynı şeyleri söyleyip durmayın

      kendinizin bile farkında değilsiniz

      ateizm tanrıyı reddeden, teizm de kabul eden değildir

      Sil
    4. azrail durumu dahil, her ölüm cinayet. din de/hayatta doğal ölüm yok. din hep cinayeti konuşuyo, cinayetten/can almaktan bahsediyo

      can alınır mı/çıkarılır mı, gider mi/çıkar mı

      Sil
    5. Sayın Adsız,

      Tanrıyı kabul etmek veya reddetmek söylemini şu şekilde yorumluyorum:

      "Tanrının var olduğu iddiasını" kabul etmek veya reddetmek.

      Ortada zaten halihazırda var olan bir tanrı varmış ve ateistler onu reddediyor da, teistler bunu kabul ediyor anlamında düşünülürse, elbette ki kimi sorunlara yol açabilir. Oysa yukarıda söylediğim şekilde düşünülünce çok da ciddi bir sorun kalmıyor ortada sanki.

      Tabii bunun için benim söylediğim şekilde cümlenin anlaşılıp anlaşılmadığı da önem taşıyor.

      Sil
  12. "Misal, bir doğa yürüyüşünde veya okunan bir kitapta..." demişsiniz.. Kitap okumadan geçen günü eksik sayardım mesela, çok severdim. Ama son altı aydır "öleceksem ne anlamı var" diyerek kitap bile okuyamıyorum.
    Tanrıya inanmazken gelen ciddi bir hastalığı düşünün mesela. Öyle aniden ölmek gibi değil. Öleceksiniz, ama yaklaşık bir seneniz var önünüzde. Yok olmayı bekliyorsunuz. Felaket bir şey bu! Tanrıyı reddedersem tek farkım hasta olmamak olacak, ne zaman geleceğini bilmediğim yokluğu bekleyeceğim.

    İçimde hala bir yaratıcının ve ölümden sonra hayatın olabileceğine dair -çok az kalmış olsa da- bir umut var gerçi.. bilemiyorum.

    Neyse.. sanırım bunlar belli bir noktadan sonra kişinin sadece kendisinin cevap bulabileceği sorular, fazla öznel.

    Cevabınız için tekrar çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Adsız,

      Bir tanrı varsa bile, onun gerçekten hayata anlam kattığını varsayabilir miyiz? Sizin düşünce mantığınızla ilerlersek, ve bir tanrı varsa, öldükten sonra cennete gittiğinizi de varsayarsak, sonsuza dek ne yapacaksınız orada?

      Hiç bitmeden ve tükenmeden ve sonu gelmeksizin bir yerde olacaksınız ve o yer, sizi mutlu kılacak, hiçbir şey başarmak durumunda kalmayacaksınız, zorlanmayacaksınız, sonsuza dek mutlu olacaksınız. Bunun anlamı ne?

      Açık konuşmam gerekirse, öldükten sonra hiç olmak, sonsuza dek var olmaktan çok daha korkunç değil. Cennet, hayali bir mertebe olarak ve üzerine çok düşünülmediğinde ilgi çekici olabiliyor. Kaldı ki, tutun ki cehenneme gittiniz, sonsuz acılar içerisinde yanıp kavrulacaksınız orada. Hiç olmaktan daha mı iyi bu?

      Elbette ki böylesi kadim anlatılar ve dinsel ögeler benim -bizim- için fantastik özellikler barındırmaktan başka bir şey anlam içermiyor. Ancak gerçekten de bu fantastik ögelerin sizi kurtarabileceğini düşünüyor musunuz? Yoksa tanrının sizin ruhunuzla özel olarak ilgileneceği ve diğer tüm insanlardan farklı ve özel bir gerçeklik içinde bulunacağınızı mı düşünüyorsunuz?

      Gördüğünüz gibi, sorular giderek derine inecek şekilde çeşitlendirilebilir. Hayatın bir anlamı yok kanaatimce, ama bu, hayatı anlamsız ve gereksiz kılmıyor. Belki hayata hayran olmazsınız, ancak bir şekilde sizi memnun edecek işler başarabilirsiniz.

      Yine de insanın içinde olan bir şey bu. Ortada bir matematik formülü varmış gibi, şunu yaparsanız bu iş olur diyebileceğimiz bir şey yok, ancak inancım şu yönde ki, tanrının var ya da yok olduğuna inanmanız, sizin bu mizacınızı çok değiştirmeyecektir.

      Bir de size sevdiğim bir yazarı önereyim, belki onu okumak size bir tanıdıkla yüzleşme hissi verir: Emil Michel Cioran. Blogda birkaç kitabından alıntılar var: http://tanrivarmi.blogspot.com.tr/search?q=cioran

      Saygılarımla.

      Sil
    2. Kendimi bildim bileli sonsuz cennet fikri bende rahatsızlık uyandırmamıştır. Çünkü şöyle düşünüyorum: Eğer bir yaratıcı varsa, ve iyiyle kötüyü böyle iç içe koyduğu bu dünyada, mutsuz olmaya sebep o kadar çok şey varken bile beni bir şekilde yaşama bağlamışsa, beni ödüllendirmek istediği bir cennette canımın sıkılması söz konusu olamaz. Zaten cennet deyince gözümün önünde bulutların üzerinde kanatlarıyla oturmuş mutlu insan görüntüsü oluşmuyor. Cennet benim için gerçek bir kurtuluş olurdu.

      "Kaldı ki, tutun ki cehenneme gittiniz, sonsuz acılar içerisinde yanıp kavrulacaksınız orada. Hiç olmaktan daha mı iyi bu?" demişsiniz. Eğer seçme şansım olsaydı böyle bir durumda kesinlikle yok olmayı seçerdim tabii ki. Ama ne yazık ki, burada seçim yapmıyoruz. Biz inansak da inanmasak da cehennem ya var ya yok, inancımız bunu değiştirmeyecek. Yok olma korkusu dışında bir diğer büyük korkum da bu zaten: Ya ben inanmazsam, ama bir cehennem varsa? Tanrının yokluğuna dair kendimce ispatlar yapabilirim, ya da Kuran’ı okuyunca bana ters gelen ayetlerle karşılaşıp reddedebilirim.. ama ya cehennem varsa? Ya benim bakış açım yanlışsa? Bundan emin olmanın yolu yok ki.
      Yani dini reddedince durumumun özeti şu oluyor: “Yok olacağım, ve bu çok korkunç. Bir de, küçük bir ihtimal daha var, belki de sonsuza kadar cehennemde yanacağım.”

      Bilemiyorum, belki sizin dediğiniz gibi olacaktır, eğer Tanrıya inanmazsam, zamanla bu düşünceyle yaşamayı öğreneceğimdir.

      Yazarı inceledim, hoşuma gitti. Doğmuş Olmanın Sakıncası Üzerine’yi alıp okuyacağım.

      İyi günler.

      Sil
    3. hayatın anlamı

      http://yunus-divan.appspot.com/pages/334.txt.html
      http://yunus-divan.appspot.com/pages/003.txt.html

      küfür ile iman dahi utanç imiş
      cennet zalim bi tuzakmış, akılsızların canını almak içinmiş
      aşık olan hak yoluna teslim olur, ne dersen boyun büker
      ……..

      Sil
    4. "ateizm de teizm de utanç" gibi bi anlamda çıkıyo

      Sil
  13. Vaslın bana hayat verir firkatin memât
    Subhâne hâliki halaka’l-mevti ve’l-hayat
    Hicânına tahammül eden vaslını bulur
    Tûbâ men erâde bihi’l-fevzi ve’n-necât

    http://www.zekiankun.com.tr/dosyalar/Fuzuli-divani.pdf

    varlığın hayat veriyo yokluğun ölüm = seni var desem yaşarım, yok dersem ölürüm
    tatsız hayat ve ölüm vermekte eksiksiz yaratıcısın
    hayatın ve ölümün tadı yok

    utancına/utanına/namusuna tahammül eden varlığını bulur
    kendini zefere ve kurtuluşa ermiş cennete sanır
    aç tavuk kendini buğday ambarında sanır

    YanıtlaSil
  14. yıllardır forumlarda bloglarda vb yazıyoruz, oralardaki müslümanların en azından yüzde yetmişi dinsiz olması lazım dı, olmuyorsa onlar sahte müslüman olasılığı geliyo bana

    sanalda ki ateistle/teistle doğaldaki ateisti/teisti iyice analiz etmek lazım

    doğalda görmediğim müslümanı sanalda görüyom ki bu bana hiç te olası gelmiyo

    bazı ateistlerde sahte geliyo

    forumda 6 ay müslümanken sonra ateist/agnostik vb olanlarda sahte geliyo

    bana sanki bizimle birileri oynuyo gibi geliyo, bizi birileri kapatmaya çalışıyo gibi gelyo, birileri sesimizi duyurmayı engelliyo gibi geliyo

    birileri din ve bilim altında bizi uyutuyo

    not:bunların sayısı çok değil, çok gibi görünüyo, örneğin dünyadaki ateist nüfusu kadar olduklarını sanmıyorum

    not:ben hep bi şey var bşey var diye takılıp duruyom, takılmaya da devam ediyom

    YanıtlaSil
  15. Planım;

    Nasıl ki Dr.Moreau'nun Adası romanında. Dr.Moreau yarattığı hayvanların ilerde birbirlerini öldürmemeleri, savaş çıkarmamaları için onları Kan'ın tadından uzak tutuyor, et yedirmiyorsa, yasaklıyorsa Ben de yeni bir dünya kurulurken (bu gezegende ya da başka bir gezegende) Din ve Allah kelimesini kesinlikle yasaklardım savaş ve öldürüşmeler olmaması için, insanların diğer insanları sadece insan olarak görmeleri için, dinlere göre bölünmeler olmaması için. yani şu ana kadar din yüzünden yaşadığımız bütün belaların olmaması için.

    Ama biliyorum ki bu düzen ilerde birisi tarafından bozulacak. O düzeni bozan da oranın ilk peygamberi olacak.



    Dr.Ferdi'nin Gezegeni

    YanıtlaSil
  16. takıldım; yemeden yaşanmaz diye öğrendik, acaba yememek öldürmeyebilir mi.
    sevişmemek öldürmüyo, bunu çevremde bi kaç kişide gördüm. uzun süre sevişmeyip uzun yaşayanıda gördüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. eğer yememekte öldürmüyosa, o zaman dinin dediği gibi dünya oyun ve eğlenceden ibaret sanırım.

      Sil
  17. ölüm cezası mı, ilim ödülü mü
    ölüm mü, ilim mi
    öldürme mi, ildirme mi

    YanıtlaSil
  18. Bir şeyin yoktan var olması mümkün müdür? Henüz hiçbir şey yokken, durduk yerde bir şeyin oluşması imkansız gibi geliyor. Bu da insanı ister istemez ezeli bir gücün var olduğu inancına götürüyor. Ateistler bu konuya nasıl bir açıklama getiriyor merak ediyorum. Zamanda en geriye gittiğimizde, hiçbir şey yokken oluşan ilk şey nasıl oluştu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Adsız,

      Şu an evren genişlemektedir ve aslına bakarsanız, evren bir anlamda hiçliğin içinde genişlediği için, her geçen an yoktan var olan bir maddeler yığını söz konusu.

      Bulunduğumuz gezegenden evrene baktığımızda sabit bir yapı görüyor olsak da, her şey milyarlarca yıl evvel birden bire var olmuş ve bitmiş değildir. Var olma eylemi devam etmektedir.

      Bilim, bunu açıklamak için elinden geleni yapmaya çalışmaktadır. Oysa, doyurucu bilimsel açıklamalar yerine, "tanrı yarattı" demek kaçamak bir cevap gibi geliyor bana. Zira, tanrıyı ne yarattı? Veya aynı şekilde, tanrı nasıl yoktan var oldu?

      Tanrı hep vardı demek veya onu madde ötesi diye değerlendirmek makul görünmüyor. En azından benim gibilerin kabul edeceği bir cevap değil. Tıpkı, bundan binlerce yıl evvel yıldırım neden düşüyor veya deprem neden oluyor sorusuna, "tanrı yapıyor" demek gibi.

      Samimiyetle söyleyecek olursam, gerek bilimsel gerek felsefi anlamda, "neden bir şeyler var?" veya "yoktan var olmak nasıl oluyor?" gibi sorulara, "işte bu sebeplerden" diye kesin şeyler söyleyemem. Kimse de söyleyemez. Bizlerin iddiası, tanrının buna bir açıklama getirmediği yönündedir.

      Bir cevap varsa, yine maddesel evrenin ve kuralların içinde bulunacaktır.

      Saygılarımla.

      Sil
    2. Selam.
      Yıldırımın, depremin sebeplerinin bilinir olması, tanrının olmadığına kanıt değildir.
      Ben inanıyorum ki, kısa zamanda istediğimiz yer ve zamanda, istediğimiz şiddette deprem yaratabileceğiz. Ama bu yine tanrıyı yok etmeyecek.
      "...bir cevap varsa, yine maddesel evrenin ve kuralların içinde bulunacaktır..."
      demişsiniz, kesinlikle katılıyorum.
      Tanrının malzemelerini kullanıyoruz nihayetinde.
      Etrafımızdaki her şey tanrıyı işaret ediyor ama bu bir tercih meselesi.
      Görmek İsteyene görünüyor.

      Sil
    3. haklısınız tabii, insanların cevap veremedikleri sorulara hep "tanrı" diye yanıt verdiği gerçeği var önümüzde. en basitinden, evrim kanıtlanmadan önce "tanrı bizi de yoktan yaratmış" diyordu insanlar. belki benim sorduğum soruya da gün gelecek tanrı dışında bir cevap verilecek.


      ama ben ateistlerin tanrının varlığını bu kadar kesin bir şekilde reddetmesini anlayamıyorum. görmedik bilmiyoruz, ne olmuş nasıl olmuş açıklamak günümüz şartlarında mümkün değil. o zaman var ya da yok demek anlamsız. öyle değil mi?


      zaten fark ettiyseniz ilk yorumumda tanrı yerine "ezeli bir güç" ifadesini kullandım. henüz hiçbir şey yokken, durduk yerde bir şeyin oluşması imkansız olduğu için, belki de hep var olan bir güç o ilk şeyi yaratmıştır ve bizim varlığımızın da sebebidir.

      bu da bir ihtimal bence.

      Sil
    4. Cevap veremediğimiz sorulara tanrı yapmıştır demenin yanında, cevabını bildiğimiz şeylere de tanrı yapımı diyoruz.
      Aksi çelişki olurdu.
      Evrimden önce de sonra da tanrı bizi yoktan yaratmıştır.
      Sudan, sulu çamurdan, ilk canlının oluşabileceği ortam yaratılmıştır.
      Tanrı yerine ezeli güç de denebilir, sorun yok.
      İddiamız, ezeli bir gücün olduğudur.
      Hiç bir şey yokken, varlık ortaya çıkmaz.

      Sil
    5. Say Adsız, şahsen bir agnostiğim, blogdaki içerikler bazen daha uç noktalara kaysa da, kuşkuculuk temelinde yayın yapma ilkesini şu veya bu biçimde benimsiyoruz.

      Tanrı gibi madde ötesi bir varsayımı temelli olarak yok saymak pek mümkün değildir. Misal, yukarıda Sayın Bilal gibi düşünerek, her şeyi bilimsel bir biçimde açıklasak bile, bunun arkasında gizli bir yaratıcı güç görme ihtimali hep olacaktır.

      Ben bu ihtimalin zamanla bilimin ağırlığını koymasıyla silineceği kanaatindeyim. Nasıl ki Ortaçağ'da cadı ve büyü inanışı had safhadayken zamanla yeryüzünde bu düşünce azaldı ve neredeyse silindiyse, tanrı düşüncesinin de benzer bir süreç izleyeceğini düşünüyorum.

      Elbette ki günümüzde de bir insan "cadı"ya inanabilir, bunu engelleyemeyiz ve bilimsel olarak ne sunarsak sunalım, madde ötesi bu varsayımı zihnen devam ettirebilir. Bundan yüzyıllar sonra da "tanrı" düşüncesi aynı konumda olacaktır benim görüşüme göre.

      Bu bakımdan, agnostik olsam dahi, belki de bir "inanç" olarak, tanrının eninde sonunda yeryüzünden silineceğini düşünüyorum Bu noktada, tanrının var olmadığını ispat etmek, mantıksal açıdan da sıkıntılıdır yukarıda dediğim gibi, tek yapılması gereken tanrı ile doldurulan boşlukları kendi zihnimiz ve bilgimizle, bilimsel olarak maddesel dünyanın gerçekleri ile doldurmaktır. Diğer bir deyişle, tanrının var olması gerektiği ihtiyacını ortadan kaldırmaktır.

      Bir tanrı varsa da, zaten onun izini yine bilim vasıtasıyla bulacağızdır veya kendisi kendisini açık bir biçimde gösterecektir.

      Saygılarımla.

      Sil
    6. ‘Her bilinen şey, bilenin kudret ve tasarrufu altındadır'

      İmam Gazzali

      Sil
  19. Kim kandırmış Betülü.
    https://www.youtube.com/watch?v=xQ39MUNOSRk

    YanıtlaSil
  20. tavsiye link. din ve hastalık.
    http://ahmetrasimkucukusta.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahmet bey ne kadar sert konuşuyorsun diye eleştirilsede, bence yumuşak konuşuyor. Bu dini olduğundan sanırım. Söyledikleri hiçte hafife alınacak şeyler değil.

      Sil
  21. kayda değer şeyler var burda.. devam edin :)

    YanıtlaSil
  22. sayın Admin, Linkteki videoya altyazı ekleyip siteye koyabilirseniz, eminim site için çok yararlı olacaktır.
    https://www.youtube.com/watch?v=GQQDkuAhYOs

    YanıtlaSil
  23. Bundan haberiniz varmıydı
    https://www.youtube.com/watch?v=4tx0hyEAehY

    YanıtlaSil
  24. http://tanrivar.blogspot.com.tr/

    bu bloğuda yeni gördüm. ne bu böyle, bu bloğun temasını almış, yazılarına paralel gitmiş. burada belli etmişler kendilerini.

    https://www.youtube.com/watch?v=K7mGqj-BTII

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yazar içinde hayyam bile var. midem bulandı.

      Sil
    2. Merhabalar Sayın Adsız,

      Çok daha evvel fark etmiştim bu blogu. Bizim bloga cevap mahiyetinde hazırlanmış gibi duruyor. Eski temamız, kategorilendirmemiz ve hatta dediğiniz gibi benim adım bile var.

      İşin ilginci, içerik olarak bayağı bir şeyler barındırmasına rağmen, birçok bakımdan özensiz. Misal blogun adı "Tanrı Var?" O sondaki soru işareti ne alaka?

      Anladığım kadarıyla hala da yayın yapıyor, ama ona rağmen birçok eksiğini gidermiyor. Bari derli toplu bir blog olsaydı.

      Her neyse, hatırlattığınız ve gülümsememe sebep olduğunuz için teşekkürler.

      Sil
    3. Bunlar kendilerini hep güldürdüler. güldürmeyede devam ediyorlar. ağlatmayada ayrıca. bazen ağlıyoruz, bazen gülüyoruz bunlara. bunlar bizi kötü algılıyorlar. böylece kendi kötülüklerini ve yanlışlarını görmüyorlar. Bunlar bizimle maç yapar gibiler. Güreş yapmak isteyip, mahsus yenmesi sağlanılıp. yendim zannederek sevinen çocuk gibiler. Bunlar hiç bir zaman kendileri olmadılar, başkalarını kopyaladılar, taklit ettiler. Kibirlerinden ve nefretlerinden vazgeçmiyorlar.

      Mide bulanmasında ne olsun ki.

      not: bunu yazarken peygamber var mı diye bir blog aklıma geldi. ardından melek var mı, şeytan var mı, ….

      Sil
  25. şu medyanın ettiği.
    http://www.birgun.net/haber-detay/stalin-mesut-lakapli-yurttas-vasiyeti-uzerine-elbiseleri-ve-cep-telefonuyla-gomuldu-97452.html
    http://www.aktifmedya.com/2015/12/spor/balikesir_bu_olayi_konusuyor-14382.html

    Gerçekten bu adam cep telefonu ile gömülmek istemişmi. istemişse neden istemiştir.

    vasiyetim : öldüğüm zaman gazeteler beni yazmasın, televizyonlar söylemesin.

    YanıtlaSil
  26. dr. Robert S. Mendelsohn

    “Sakatlanan erkekler” adında sünnetin zararlarını anlatan bir kitap yazmış. Eğer değerse, bu kitabı bulup çevirisini yapacak arkadaş varmı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabı ya da pdf sini bul 13 marttan sonra yapabilirim. İng. tercümanlık terkim.

      Sil
    2. Ne arayacağımı bilsem zaten arar, varsa link verirdim.

      İng. terkim derken ne demek istedin, paramı istiyosun, anlamadım.

      Sil
    3. ahaha :D evet zaten bende insanlar kitap çevirisi ister de yolumu bulurum diye bu tarz siteleri takip ediyorum. :)
      Yazıyı okuyunca googledan arattım ilk sayfalardan sonuç çıkmadı o yüzden sana sordum bildiğin bir yer varsa diye. Tekrar arattıracağım internette, anonim olarak cevap yazma bulursam paylaşabileyim seninle insanları rahatsız etmeyelim.

      Sil
    4. Ne rahatsızlığı, burada herkese bilgi paylaşacaksın, bunun rahatsızlığımı olur.

      İyilik yapacaksan, tam yap. Eğer varsa diğer konularda araştırma ve çeviri yaparsan çok memnun olurum. Sakal, saç, tırnak, giyim, makyaj, oruç, namaz, … Yani kısaca din ve sağlık yada bugünkü uygulamalar ve sağlık diyerek bir araştırma.

      Böyle hemen herşeyde hahaha diye gülen br tipsen hiç yapma. Senin konuya ciddi yaklaşacağını sanmadığım gibi, konuyu bulandıracağını/sulandıracağını tahmn ediyorum. Hele sen bilgi paylaşarak rahatsızlık verdiğin fikrindeysen hiç yapma.

      Sil
    5. Birde bunuda ekleyeyim. Kelimelerin kökeninide yazarsan iyi olur. Kelimenin kökü aydın mı karanlık mı önemli.

      Nişanyan penis kesme demiş, penis kesme diye bir şey yok. “böyle etmolojiyide hiç yazma”
      http://nisanyansozluk.com/?k=s%C3%BCnnet

      Eğer okuduğun yazı, portakal kalbe yararlıdır, limon midenin dostudur, kereviz sofraların incisidir sizi değerlendirir, gibi deyip geçerek ve boş konuşuyosa hiç çevirme. Doğru düzgün somut yazıysa çevir.

      Sil
    6. Merhabalar.

      Kimsenin böyle emir kipleriyle dolu bir "rica"yı makul bulacağını sanmıyorum açıkçası, hatta çeviresi varsa bile çevirmez gibi geliyor. O bakımdan muhtemelen size her ne kadar "dobra" bir üslup gibi görünse de tavrınız, bunun bir işe yarayacağını ve verimli bir çalışma ortaya koyacağını sanmam.

      Öte yandan, gelelim yukarıda bahsedilen kitaba. Böyle bir kitap yok. Aslında var, ama sandığınız anlamda yok. Şöyle ki, Robert S. Mendelsohn'un Kuraldışı Yayınları'ndan çıkan "Aykırı Bir Doktorun İtirafları" adlı bir kitap var. O kitabın yayın yönetmeni olan Nil Gün, kitabın "sunuş" yazısında şöyle bir bilgi veriyor:

      "Ayrıca eğer erkek çocuğunuz varsa ve henüz sünnet ettirmediyseniz, Mayıs 2005’te Kuraldışı Yayınları’ndan çıkacak olan Sünnet Farz Değildir- Sakatlanan Erkekler başlıklı araştırma kitabımı okumanızı yüreğimin ta derinliğinden haykırarak öneriyorum. İnsan kurban etme dönemlerinin kırıntısı olarak günümüze kadar gelen bu barbarca sakatlama âdetinden bari sizin çocuğunuz kurtulsun."

      Yani kitap, Nil Gün'e ait, ancak Mendelsohn'un bir kitabının sunuş kısmında tanıtılıyor. Kendisinin sünnet ile ilgili yazdığı tek kitap da şu: "Sünnet! Sünnetle İlgili Yalanlar ve Gerçekler"

      Dolayısıyla ortada çevrilmesi gereken bir kitap da bulunmuyor aslında. Bu açıdan, "şu şekilde çevir, böyle yap, şöyle yapacaksan hiç bulaşma" demek yerine, sözde ilgi duyduğunuzu ifade ettiğiniz bir konuyu İngilizce bilmeden de sonuca ulaşabileceğinizi unutmadan daha iyi araştırmanızı şiddetle salık veririm.

      Saygılarımla.

      Sil
    7. Orada emir filan yok. Doğal konuşma, insanca konuşma.

      Sil
  27. youtube.com/watch?v=Lw-0H6pTSj4

    Hayvanmı yoksa insanmı bilinçli. Bu sahne sanki hayvan demek istiyor.

    O ne diyor bilmiyorum, ama bence hayvan bilinçli.

    Siz kendiniz gibi kuş gördünüzmü diyorum, ve artık dinmiş felsefeymiş edebiyatmış devletmiş milletmiş… tüm boşlara nokta koyuyorum.

    Mazime baktığımda bomboş/saçma/zehir/acı/işkence/rezillik dolu bir ömür var. Hayvanda bunlar yok. Kalan hayatın böyle geçmesini istemiyorum. Hepinizede tavsiye ediyorum. Bırakın bu hikayelerle, savaşlarla, yalancı ilahiyatçıyla siyasetçiyle bilimciyle, ahlakla kişilikle, ahiretle, resimlerle çizimlerle heykelle putla kitapla kalemle, hayalle rüyayla, …. uğraşmayı.

    Bir dinsiz olarak, dinliden daha fazla dinle meşgul olmak, dinliden daha fazla dinli olmak ve dinin vahşetini o kadar artırmakmış. Kendimizi saptırdık ve dini azdırdık. Vahşetten uzak olmak, vahşiyi azdırmamakla olur. Vahşiyi azdırmakta vahşilik olur. Bir zalimi ne kadar kurcalarsanız, o kadar zalimliği artırırsınız. Bir can gitmesin derken, bin cana neden olursunuz. Nitekim böyle olduk/oldunuz. Ya bir kenara çekilmeli, yada zalimler içinde “ister bu yolla, ister bizzat” olmalısınız. Başka seçenek yok. Zalimin üstüne yürüyorsanız sizde zalim oluyorsunuz, maalesef dünyaın kuralı bu.

    Kuran boşuna kafir mürted sapık filan dolu değil, dinden bu isteniyor/bekleniyor. Bunlar planlanmış ve işletiliyor, gaza geldik yıllarca. Din kendine saldırı istiyor. Ancak bu yolla ayakta kalıyor. Işidle sanmayın din puan kaybediyor, aksine kazanıyor.

    Can çıkar, din çıkmaz bu dünyadan. Din çıksın derseniz, canınız çıkar. Dünyanın dinden çıkmasına gerek yok, sizin çıkmanız yeter.

    Daha fazla uzun/detay yazmama gerek yok herhalde.

    Bilincim olmadığı için daha net bir şeyler söyleyemiyorum. Eğer sizde bir şeyler bulamazsanız: ben kuşlar söyledikçe daha iyi bir hayat için ne yapmalı, size söylerim. Belkide söylemem bilmiyorum, söylememem gerekebilir.

    YanıtlaSil
  28. Blogda önemli konuların hakkında yazı yok. Tecavüz, cinayet, şiddet, eğitim… başlıkları adı altında bir tanımlama yazıları olsa, alt başlıklarlada toplumsal, etnik, dini vs. etkilerini anlatsa. Hayattan bazı olaylar konsa, bu olayların meydana gelişinin nedenleri sonuçları incelense. vs. vs.

    YanıtlaSil
  29. blogunuzu yeni keşfettim. güzel, anlaşılır ve doğru bir anlatımla oldukça başarılı makaleler olduğunu görüyorum. tüm blogu inceleyeceğim ve güncel bir takipçi olacağımı düşünüyorum. harcanılan emek ve zaman için yazarlara ve site yönetimine teşekkür ederim. iyi çalışmalar

    YanıtlaSil
  30. site:tanrivarmi.blogspot.com.tr aramaları sonuç vermiyor.
    site:tanrivarmi.blogspot.com veriyor.

    bilginize.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Adsız,

      Bilgilendirmeniz için teşekkür ederim.

      İki şekilde de baktım, sonuçlar görünüyor bende. Yine de ayrıca bir inceleyeceğim durumu.

      Saygılarımla.

      Sil
    2. https://www.google.com.tr/search?q=site%3Atanrivarmi.blogspot.de+binalarımız
      https://www.google.com.tr/search?q=site%3Atanrivarmi.blogspot.com+binalarımız
      https://www.google.com.tr/search?q=site%3Atanrivarmi.blogspot.com.tr+binalarımız

      Sil
  31. anket isteğinde bulunabilyor muyuz?

    mesela aşağıdaki soruları anket yapar mısınız?

    intihar?
    intiharı düşünüyor musunuz?
    intiharı olasılık düşünüyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Adsız,

      Öneriniz için teşekkür ederiz.

      3 farklı şekilde intihar anketi yapamayız, ancak "intihar" temalı bir anket pekala yapılabilir.

      Esenlikler.

      Sil
    2. farklı yapmana gerek yok.

      intiharı;

      a-düşünüyorum
      b-düşünmüyorum
      c-olası düşünüyorum
      d-olası düşünmüyorum
      e-hiç gündemim/sorgum olmadı

      şıklar artabilir.


      Sil
    3. bu anketten sonra cinayet sorsak?

      Sil
    4. anketi cinsiyete göre yapmak daha iyi olurdu.

      Sil